Sancı

Sancı

                                                                       

            Saat gecenin ikisi.sesler yeni susmuş.Kasıklarımı yakan bir ağrıya açıyorum gözlerimi.Bacaklarımdan aşağıya süzülen sıcaklığı hissediyorum.Korkuyorum.

            Yedi yaşındaydım, ilkokula başlayalı iki gün olmuştu.Okulda çişim geldiğini söylemeye utandığım için, evin olduğu sokağın başında, tutamamıştım daha fazla. Altıma yapmıştım çişimi.Annem bacaklarımdan süzülen çişi görünce,  bir tokat yapıştırmıştı yüzüme.Suratımdan kalbime yayılan bir acı.Keskin bir acı.

Şimdi de bacaklarımda aynı ıslaklık var ve korkuyorum.Kasıklarımda aynı keskin acı.

Sokağın başından eve varana kadar süren utancı hatırlıyorum. Annemin bitmeyen söylenmesini bir de.Bakışlarındaki kızgınlığı görüyorum.Hep kızgın bakardı zaten.Babasının ona bakışıydı bakışları.Yorgun ve mutsuz annem.

            Şimdi gecenin ikisinde,  bacaklarımdan süzülen ıslaklığa bakıp annemi düşünüyorum ve korkuyorum.Hem annemden korkuyorum hem de kendimden.

Aylardır içimde büyümekte olan bebek  doğmaya karar veriyor bu gece ve gelişini haber vermek için,  dokuz aydır içinde yaşadığı suyu bacaklarımdan aşağıya gönderiyor.Bu çok şiddetli ağrı da gelişinin işareti.Yol açmaya çalışıyor kendine.Gücüne şaşırıyorum.

            Üniversiteyi kazandığım yıl, fakülteye başlayıp, mutsuz olmuştum. B:ana anlatılanla kazandığım bölümün alakası bile yoktu ve ben fakültenin önündeki koruda kaybolmuştum.Kaybolduğum falan yoktu aslında, orada öylece ağaçların arasında duruyordum ve kendi içimde kaybolmuştum.Yolum yoktu.Eve giden otobüste, iki saat boyunca içimden bir yol bulup çıkmaya çalışmıştım, çok sancılıydı.Şimdi kasıklarımda da aynı sancı.Çıkmaya çalışıyor içimden.Anlıyorum onu.Ama annem anlamamıştı.”Şımarıklık bu, öğretmen olacaksın daha ne olsun ?” Sözleri çınlamıştı kulaklarımda.Yine aynı tanıdık acı…Suratımda annemin kızından utanan öfkesiyle patlamıştı tokat.Yanağımdan kalbime, gururumu kıran tanıdık acı yayılmıştı. Kendi hayatında eksik kalan bütün hayallerini kızı üzerinden tamamlamaya azmetmişti annem.Ve öğretmen olmak istememi anlamıyordu.Başka bir hayalim olmasına anlam vermiyordu. Annem hep zordu.İlişkimiz hep sancılıydı.

            Kasıklarımdan bütün bedenimi saran sancıya izin veriyorum şimdi.Kendi sancısıyla yolunu bulmasına izin veriyorum.Korkum dağılıyor biraz.

            Tam da böyle bir sonbahardı o yıl da.Yazdan kalan sıcakları tüketmeye çalışan, uzun bir sonbahardı.Okulu bırakmaya karar vermiştim.Kendime yeni bir yol arıyordum ve yorgundum.Annem de öfkeli, umutsuz ve yorgundu.Hayallerini gerçekleştirmekten vazgeçen kızına kızgındı. İşe yaramaz bir evlat olduğumu düşünüyor ve bunu her fırsatta dile getiriyordu.Babam yıllardır ona biçilen rolün içindeydi.Silik, solgun bir gölge olarak tam da arkamda duruyordu.Düşsem beni durduramazdı.Ama düştüğümde yumuşak ve silik gölgesiyle canımın daha az acımasını sağlayabilirdi. Bir buluttu babam…Her şey içinden geçebilir ama varlığını bozamazdı.Annem bile. Bense her anneme çarpmamda parça parça oluyordum.Darmadağın.

            Çoktan karar vermiştim.O küçük parçalarla , hep başka bir şekle toplanırken, o evden gitmeye çoktan karar vermiştim.Bir yıl daha çalışıp istediğim bölümü kazanmıştım. Çantamı alıp evden çıkarken, bunun dönüşsüz bir gidiş olduğunu sessizce hepimiz biliyorduk.sessizce anlaşmıştık.

Öğretmen olmaktan vazgeçip, fakülteyi bıraktıktan sekiz yıl sonraydı, annemin beni görmezden geldiği, bitirdiğim bölümü yok saydığı, yaptığım işi beğenmediği, bir bir elde ettiğim başarıları kinle örttüğü sekiz yılın geride kaldığı yıldı.Karşıma dikilip her şeyi başarsanda, sen bir korkaktan ötesi olamayacaksın dediği gündü.Sekiz yıl boyunca, hayallerini gerçekleştirmeyen kızına içine büyüttüğü kini ikram ettiği gündü.

            İçimde büyümeye karar veren bebeği öğrenmiştim.Şu andan dokuz ay önce. Annem alışkın tavırlarla bir kere daha parçalamıştı beni torununu öğrenince.Yüzüne bakıp “ Anneanne olacaksın.” demiştim. Bakışları bomboştu, “anne olmayı kolay mı sandın sen? “  demişti.Annemin torununun gelişini tebrik etme şekliydi bu.Alışkındım.

            İşte yeni bir acı dalgasıyla, biraz daha açıyor yolunu bebek.Saat ilerliyor, bebek yolunda ilerliyor.Ben acının içinde duruyorum.Bebeğin acısını paylaşıyorum. Annemden uzaklaşıp bebeğe yaklaştıkça korkum azalıyor.Acı daha başedilebilir geliyor.Her kasılmayla beraber, biraz daha kabul ediyorum bebeği.

            Evden gittikten sonra da kaybolmuştum çokça. Annemin hoyratça yola getirmeye çalıştığı tüm yaraların içinde kaybolmuştum.Babamla telefonlaşmıştım sık sık.İyi olduğumu haber vermiştim babamın içinden geçip anneme.” iyi, her şey iyi” demişti babam en bulut sesiyle.Ben,  annemin hayal kırıklığı olmaya devam ettiğimi anlamıştım. Sekiz yılda aslında çok şey başarmıştım.Kendimi, annemin kırdığı yerlerden toplamıştım mesela.Okulu bitirmiştim.İş bulmuştum.Acemi acemi bir adamı sevmiştim, sevmeyi en bilmez halimle.İş yerinde terfiler almıştım, adamı daha çok sevmiştim.

Dokuz ay önce içimdeki bebeği öğrendiğimde bunu anneme söylemek istemiştim. Önce anneme .

Sekiz yıl sonra kapıyı çalarken hayatımdaki her şeyi  babamdan duyan anneme kendi sesimden içimdeki bebeği ben söylemek istemiştim.”Anne olmayı kolay mı sandın sen?” Annem kendi tarzında bebeği de yok saymıştı.Sekiz yıl sonra.

            Bir dalga daha acı geliyor.Bu hepsinden daha şiddetli.Hayatta kendi hayallerinin altında evladını, kocasını bile bulamayan bir annem var kabul ediyorum.Korkum siliniyor. Yatağın yanında ayakta duruyorum, bacaklarımdan süzülen sulardan utanmıyorum artık.Yanımda her şeyden habersiz uyuyan sevgili adama sesleniyorum.

“Bebek gelmeye karar verdi.”

                                                                                                                      Pelin..

Previous post
Next post
Written by

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir