Kumdaki Kelimeler

Bizim mahallenin bütün evleri birbirine benzer; tek katlı, sıvaları dökülmüş, ayakta durabilmek için birbirinden güç alan yorgun evler. Hepsinde de ayaklarını sürüyerek yürüyen, düşük omuzlu ve mutsuz insanlar…

Devamını Oku

Show all posts writed by kumdakikelimeler
kumdakikelimeler Author

Rıza

Rıza

Bizim mahallenin bütün evleri birbirine benzer; tek katlı, sıvaları dökülmüş, ayakta durabilmek için birbirinden güç alan yorgun evler. Hepsinde de ayaklarını sürüyerek yürüyen, düşük omuzlu ve mutsuz insanlar yaşar. İnsanlar yaşar dedimse, çocuklar bu tanımın dışındadır elbet. Mahallenin çocukları doyasıya yaşarlar çocukluklarını, sevgi ile beslerler köpeklerini. Köpekler sonuna kadar mahallelidir yani. Sonra her evin önünde, evin bekçisi gibi dikilen dut ağaçlarımız vardır. Gerçi mahalleliler kadar yorgun ve hayata yenilmiş belediye işçileri tarafından hunharca budanırlar her yıl. Öyle bir budanırlar ki ağaçların aynaya bakma âdeti olsa eminim ilk bakışta kendileri bile çıkaramazlar ne ağacı olduklarını. Ama olsun biz biliriz onların dut olduğunu, yetmez mi?

Kasabanın Delikanlısı

Kasabanın Delikanlısı

​Kasabanın ileri gelenlerinden muallim Hasan Efendi’nin ilk oğludur Halil, annesi Zehra Hanım’ın sert tabiatı ve babasının ilk evladı üzerine kurduğu hayallerin arasına sıkışmış bir çocukluk yaşar.Muallim Hasan Efendi’nin oğlu olmanın hakkını vermeli, babasının adına yakışır bir evlat olmalıdır.

​Kasabanın çevre köylerinde büyük saygıyla karşılanan Muallim Hasan Efendi, 1930’ larda köylerdeki çocuklara okuma yazma öğretmekte, köy okulları kurmakta ve kasabanın efsane muallimi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin geleceğine yön vermenin gururunu yaşayan Muallim Efendi; müspet ilimlere inanmış, geleceği kuran mühendislerden birinin babası olmak gayretindedir.Oysa, babasının hayalindeki mühendis namzedi Halil, babası sayesinde edindiği okuma aşkıyla, başka sulara yelken açmakta, edebiyatla, felsefeyle ruhunu beslemektedir.

Daliyemba

Daliyemba

                                                           

A: Merhaba, Aliye ben …Yalnız yaşıyorum.

D: Hey Allahım! Yalnız yaşıyormuş, “koca bulmadım, annemle aynı evde yaşamaya da tahammül edemiyorum” diyemiyor da “yalnız yaşıyorum” muş.He canım he, yalnız yaşıyorsun…

A: Ya sen bir karışmasana!

D: İşine gelmeyince, “sen bir karışmasana” oluyor değil mi? Karışmıyorum, doğruları söylüyorum ben.

A: Tabi canım tabi, tanıştırmayı unuttum hay Allah, kusura bakmayın, kötümüz “Daliyemba”.

D: Kötü falan değilim ben kızım, her insanın içinden geçenim, gerçeğim sadece, o kadar. Kötü mötü senin uydurmaların bunlar.

Sancı

Sancı

                                                                       

            Saat gecenin ikisi.sesler yeni susmuş.Kasıklarımı yakan bir ağrıya açıyorum gözlerimi.Bacaklarımdan aşağıya süzülen sıcaklığı hissediyorum.Korkuyorum.

            Yedi yaşındaydım, ilkokula başlayalı iki gün olmuştu.Okulda çişim geldiğini söylemeye utandığım için, evin olduğu sokağın başında, tutamamıştım daha fazla. Altıma yapmıştım çişimi.Annem bacaklarımdan süzülen çişi görünce,  bir tokat yapıştırmıştı yüzüme.Suratımdan kalbime yayılan bir acı.Keskin bir acı.

Şimdi de bacaklarımda aynı ıslaklık var ve korkuyorum.Kasıklarımda aynı keskin acı.

Sokağın başından eve varana kadar süren utancı hatırlıyorum. Annemin bitmeyen söylenmesini bir de.Bakışlarındaki kızgınlığı görüyorum.Hep kızgın bakardı zaten.Babasının ona bakışıydı bakışları.Yorgun ve mutsuz annem.

Gözlük

Gözlük

Uzun zaman sonra bir araya gelen çocukların cıvıltısı tüm bahçeyi dolduruyordu.Aradan geçen yazın özlemi, neşeli çocuk sesleri ile siliniyordu duvarlardan.Bu neşeli kalabalığın içinde diğerlerine karışmak için hevesli, ancak yepyeni bir dünyaya adım atmanın çekingenliği ile arafta kalmış, kalabalık bir grup göze çarpıyordu.Birinci sınıflar annelerinin eline sıkıca tutunmuş, başlarına ne geleceğini anlamaya çalışıyordu. 

Zil çaldı ve tecrübeli öğrenciler, ezber edinmiş bir telaşla bahçede yerlerini aldılar.Okul Müdürü’nün yeni eğitim yılı konuşmasının ardından, okulun kıdemli bütün öğrencileri, öğretmenleri ile beraber sınıflarına gittiler.Geride kalan 1. Sınıflar öğretmen kurasını beklemeye başladılar. Öğretmeni belirlenen sınıf annesini takip eden ördek yavruları gibi, annelerinin eline daha da sıkı sarılarak, sınıflarına girmeye başladılar.